 |
'Azot' veya' azot' dioksit' anlamında önek. |
nitro |
 |
|
 |
(Coronae). 1. Koron, taç: Kafatası veya dişin üst yüzü; 2. diş üzerine geçirilen altın veya gümüş zarf. |
corona (pl. coronae, coronas) |
 |
|
 |
(exanthemata) Enfeksiyon hastalıklarında görülen deri üzerindeki kızartı veya lekeler ve kabarıklar, egzantem. |
exanthem, exanthema |
 |
| skin eruptions or rash |
|
 |
(foramina). Delik: Bri boşluğu başka bir boşluğa birleştiren delik veya bir kanalın ağzı. |
foramen |
 |
| 1. a natural opening in a bone or other structure. 2. a natural opening in the root, usually at or near the apical end. |
|
 |
(lingulae) 1. Dilcik; 2. Dil şeklinde organ veya çıkıntı; 3. Beyinciğin ön lopçuğu. |
lingula |
 |
| a small, tonguelike projection of bone forming the anterior border of the mandibular foramen. |
|
 |
(rami). Dal (sinir, ven veya arter). |
ramus |
 |
| 1. a branch of an artery, nerve, or vein. In the Basle Nomina Anatomica terminology, the term ramus is given to a primary division of a nerve or blood vessel. 2. any constant branch of a fissure, or sulcus, of the brain. |
|
 |
1. Ağıza karşı, veya ağızdan uzak; 2. Ağızdan başka yolla, ağızdışı. |
aboral |
 |
| direction away from the mouth |
|
 |
1. Albinizm; Göz, deri ve saçları anormal beyazlığı (pigmenta azlığı veya yitimi); 2. Abraşlık. |
albinism |
 |
| partial of total loss of the pigment in the skin, eyes or hair , caused by defective or absent function of the enzyme tryosinase. Hereditary , autosomal recessive disorder. |
|
 |
1. Ayırma, çıkarma, kesme; 2. Ayrılma, çıkma, kopma; 3. Kesilme, çıkarılma, (bir organ veya patolojik bir gelişme). |
ablatio |
 |
|
 |
1. Aynı ana ve babadan olan çocuk grubu; 2. kız veya erkek kardeş. |
sibling |
 |
| one of two or more children who have both parents in common. |
|
 |
1. Aynı taraf eğiklik gösteren benzer oluşumların teşkil ettiği dizi, sintropi; 2. İki farklı hastalığın tek hastalık halinde kendini göstermesi veya tek hastalık haline dönüşmesi. |
syntropy |
 |
|
 |
1. Belli bir bölgeye sinir uyarılarının iletilebilir olma durumu; 2. Bir organ veya bölümün, yeterli bir sinir dağılımı ile sarılmış olması. |
innervation |
 |
| the distribution or supply of nerves to a part. |
|
 |
1. Bir doku veya yüzeyin içine işleme, etki etme.; 2. Bir merceğin odak derinliği. |
penatration |
 |
|
 |
1. Bir eriyiğin asit veya alkali (kalevi) niteliğini ortadan kaldırma, nötür yapma, nötralizasyon; 2. Herhangi bir şeyin tesirini ortadan kaldırma, tesirsiz hale getirme. |
neutralization |
 |
| the reaction of an acid with a base. |
|
 |
1. Bir organ veya oluşumu, zar şeklinde dıştan saran tabaka, dış örtü; 2. Organ duvarında farklı dokulardan meydana gelen tabakalardan her biri (Damar duvarında olduğu gibi). |
coat |
 |
|
 |
1. Bir şeyin kenarının diğer bir şeyin kenarı üzerine gelmesi veya getirilmesi; 2. Bir doku tabakasının, üzerindeki veya altındaki diğer bir doku tabakasına dikilmesi. |
overlapping |
 |
|
 |
1. Bir veya daha fazla kamçıya sahip, kamçılı; 2. Flagellata sınıfına mensup herhangi bir parazit. |
flagellated |
 |
|
 |
1. Buhar, gaz veya sıvı haldeki maddeyi sıkıştıran makina; 3. Elektrik kondansatörü; 3. Işık kaynağından gelen ışınları belli bir noktada toplayan mercek, özellikle mikroskopun teksif merceği. |
condenser |
 |
| (formerly called plugger), an instrument or device used to compact or condense a restorative material into a prepared cavity. Its working end is called the nib, or point; the end of the nib is termed the face. The face may be smooth or serrated. |
|
 |
1. Büzücü, kasarak sıkıştırıcı; 2. Doku veya damarı büzerek kanamayı durdurucu etkiye sahip ilaç. |
styptic |
 |
| a hemostatic astringent. |
|
 |
1. Canlı protoplazmanın toksinler veya besin maddeleriyle birleşmeye yarayan molekül grubu; 2. Sansoriyel sinirlerin duyuları alan uçları, reseptör. |
receptor |
 |
| a site or location within a cell or its membrane that combines with a haptophore group of a toxin, drug, enzyme, hormone, or other substance and that may elicit a specific or general response; a sensory nerve terminal that responds to stimuli of various kinds. |
|