Search the dental dictionary
Search for: From: To:
Search results for "sistemi" (0.0098s)
Google custom search for 1. Çizgi, şerit, demet, kordon, tractus; 2. Belirli bir amaca hizmet eden organlar sistemi. 1. Çizgi, şerit, demet, kordon, tractus; 2. Belirli bir amaca hizmet eden organlar sistemi. tract
a series of connected body organs
 
Google custom search for 1. Sinir sisteminde patlojik bir değişiklik olmadan duyulan ağrı, psikalji; 2. 1. Sinir sisteminde patlojik bir değişiklik olmadan duyulan ağrı, psikalji; 2. psychalgia, psychogenic pain
 
Google custom search for Avtonom (otonom) sinir sisteminin bir parçası, parasempatik, parasympathicus. Avtonom (otonom) sinir sisteminin bir parçası, parasempatik, parasympathicus. parasympathetic
pertaining to the part of the autonomic nervous system that controls craniosacral activity.
 
Google custom search for Bir carbamate, merkez sinir sisteminde etki ederek ruhi gevşeme sağlayan bir trankilizan. Bir carbamate, merkez sinir sisteminde etki ederek ruhi gevşeme sağlayan bir trankilizan. meprobamate
trade names: Equanil, Miltown, Probate, Trancot; drug class: sedative-hypnotic, anxiolytic (Controlled Substance Schedule IV); action: nonspecific central nervous system depressant; acts in thalamus, limbic system, and spinal cord; use: anxiety disorders.
 
Google custom search for Çok defa organa kısılı kalan ve lenfa sistemindeki bozukluktan ileri gielen bağ dokusu çoğalması, elefantiyazis (fil hastalığı). Çok defa organa kısılı kalan ve lenfa sistemindeki bozukluktan ileri gielen bağ dokusu çoğalması, elefantiyazis (fil hastalığı). elephantiasis
a chronic disease caused by filariasis of the lymph channels with resultant inflammation and blockage. The term is also used for hypertrophy of tissues from other causes (for example, gingival elephantiasis).
 
Google custom search for deride, deri ile mukozanın birleştigi yerlerde, konjektiva, kornea ve genital bölgede kümeler halinde veziküllerle karakterize, bazen merkezi sinir sistemini de etkileye bilen enfeksiyonlara yol açan bir virüs. deride, deri ile mukozanın birleştigi yerlerde, konjektiva, kornea ve genital bölgede kümeler halinde veziküllerle karakterize, bazen merkezi sinir sistemini de etkileye bilen enfeksiyonlara yol açan bir virüs. herpes
contagious viral disease causing painful blistering on the skin or mucous membrane
 
Google custom search for Fibröz bağ dokusunu etkileyen, deride ve mukozada giderek sertleşen ve kalınlaşan lekelerle karakterize sistemik hastalık; periodontal membranı da etkileyebilir. Fibröz bağ dokusunu etkileyen, deride ve mukozada giderek sertleşen ve kalınlaşan lekelerle karakterize sistemik hastalık; periodontal membranı da etkileyebilir. scleroderma
(dermatosclerosis, hidebound disease), a collagen disease of unknown etiology; skin lesions are characterized by thickening, rigidity, and pigmentation in patches or diffuse areas. Dermal atrophy also may be seen. Periodontal lesions may simulate those of periodontosis, with widening of periodontal membrane space (verified by radiographic evidence), resulting from bone resorption, loss of architectural arrangement, and degeneration of periodontal fibers, with absence of inflammatory change in the gingivae and remaining periodontium.
 
Google custom search for Kalp-damar sistemine gönderilien yüksek frekanslı ses dalgalarındaki yansımanın çizelge halinde gösterilmesi, ekokardiyografi (kardiovasküler lezyonların teşhisinde kullanılan ultrasonik bir yöntem). Kalp-damar sistemine gönderilien yüksek frekanslı ses dalgalarındaki yansımanın çizelge halinde gösterilmesi, ekokardiyografi (kardiovasküler lezyonların teşhisinde kullanılan ultrasonik bir yöntem). echocardiography
diagnostic procedure for studying the structure and motion of the heart using ultrasonic waves that pass through the heart and are reflected backward, or echoed, when they pass from one type of tissue to another.
 
Google custom search for Kan hücreleri yapımı, yıkımı ve demir metabolizması ile ilgili olan, bağışıklık mekanizmasının bir parçası olup daha çok kemik iliği, karaciger, dalak ve lenf bezlerinde yoğunlaşmış olan özel retikül ve endotel hücreleri sistemi. Kan hücreleri yapımı, yıkımı ve demir metabolizması ile ilgili olan, bağışıklık mekanizmasının bir parçası olup daha çok kemik iliği, karaciger, dalak ve lenf bezlerinde yoğunlaşmış olan özel retikül ve endotel hücreleri sistemi. reticuloendothelial system
 
Google custom search for Kana bakterilerin ve toksinlerin yayılmış olduğu sistemik durum. Kana bakterilerin ve toksinlerin yayılmış olduğu sistemik durum. septicemia
 
Google custom search for Kolinerjik sistemin iş görmesine engel olan madde. Kolinerjik sistemin iş görmesine engel olan madde. anticholinergic
(parasympatholytic, cholinolytic), a drug that acts to inhibit the effects of the neurohormone acetylcholine or to inhibit its cholinergic neuroeffects. A cholinergic blocking agent.
 
Google custom search for Merkezi sinir sisteminde ve özellikle bazal ganglion hücrelerinde bulunan sempathomimetik etkiye sahip kimyasal madde. Merkezi sinir sisteminde ve özellikle bazal ganglion hücrelerinde bulunan sempathomimetik etkiye sahip kimyasal madde. dopamine
a sympathomimetic catecholamine used in the treatment of shock, hypotension, and low cardiac output.
 
Google custom search for Merkezi sinir sisteminin destek dokusu (ekdoderm meydana gelmiş ince bir ağ ile bunun aralarında yer almış gliya hücreleri denen hücrelerden ibarettir), sinir lifleri arasındaki doku, nevrogli (ya). Merkezi sinir sisteminin destek dokusu (ekdoderm meydana gelmiş ince bir ağ ile bunun aralarında yer almış gliya hücreleri denen hücrelerden ibarettir), sinir lifleri arasındaki doku, nevrogli (ya). neuroglia
the tissue that surrounds neurons in the central nervous system
 
Google custom search for Miyelosit; 1. Beyaz seri kan hücrelerinden olup promiyelositten sonra gelen safhadaki hücre; 2. Sinir sisteminde gri madde hücresi. Miyelosit; 1. Beyaz seri kan hücrelerinden olup promiyelositten sonra gelen safhadaki hücre; 2. Sinir sisteminde gri madde hücresi. myelocyte
a young white blood cell found in the bone marrow.
 
Google custom search for Oynak (eklem) hastalıkları (en çok sinir sistemindeki değişiklikler sonucu). Oynak (eklem) hastalıkları (en çok sinir sistemindeki değişiklikler sonucu). arthropathy
 
Google custom search for Parasempatik sinir sisteminin tesirini kuvvetlendiren. Parasempatik sinir sisteminin tesirini kuvvetlendiren. parasympathomemitic
 
Google custom search for Parasempatik sinir sisteminin tesirini yok eden. Parasempatik sinir sisteminin tesirini yok eden. parasympatholytic
 
Google custom search for Sempatetik sinir sistemi'nin aksine sahip, sempatetik sinir sisteminin uyarılmasından meydana gelen etkilere benzer etkiler meydana getiren ilaç. Sempatetik sinir sistemi'nin aksine sahip, sempatetik sinir sisteminin uyarılmasından meydana gelen etkilere benzer etkiler meydana getiren ilaç. sympatheticomimetic
 
Google custom search for Sempatetik sinir sisteminden doku ve organlara giden uyarıları önleyen bu uyarıların etkisini ortadan kaldıran. Sempatetik sinir sisteminden doku ve organlara giden uyarıları önleyen bu uyarıların etkisini ortadan kaldıran. sympathicolytic
 
Google custom search for Sempatetik sinir sisteminin dengesiz çalışmasına bağlı olarak gelişen herhangi bir hastalık veya bozukluk. Sempatetik sinir sisteminin dengesiz çalışmasına bağlı olarak gelişen herhangi bir hastalık veya bozukluk. sympathicopathy
 
Page 1 1 2 >     Next >