 |
( A. Nasmyth, d.1848, iskoç çene cerrahı ) primer mine kütikulasi ve mine epitel artığı. |
nasmyth's membrane |
 |
|
 |
( PG.Passavant, 1815-1893, alman cerrahı) farinksin arka duvarında üst ve orta farinks kaslarının konuşma sırasında kasılması ile yarık damağı olanlarda beliren çıkıntı. |
bar, Passavant's |
 |
|
 |
1. Crile metodu (lokal anestezinin umumi anestezi ile iştirak ettirilmesi); 2. Cerrahide şoku önlemek için zerk ve inhalasyon usullerini bir arada kullanarak şahısta tam bir analjezi meydana getirme. |
anociassociation |
 |
| the blocking of neuroses, fear, pain, and harmful influences or associations to prevent shock. |
|
 |
1. İki kanal arası ilişki, örneğin damarlarda.; 2. Normalde ayrı olan iki boşluk veya organın hastalık veya cerrahi nedenlerde ilişkide olması. |
anastomosis |
 |
| the joining together of two blood vessels or other tubular structures to furnish a direct or indirect communication between the two structures. |
|
 |
1. Nekrotik dokuları kazımada kullanılan kasık şeklinde cerrahi aleti; 2. Dişte çürümüş kısmı kazıyıp çıkarma ve dolgu için temiz boşluk oluşturmada kullanılan dişçi aleti. |
excavator |
 |
|
 |
ağız açılarında plastik cerrahi operasyon. |
chalinoplasty |
 |
|
 |
ağız ve dudağın plastik cerrahi ile düzeltilmesi. |
cheilostomatoplasty |
 |
|
 |
alveol kemiğindeki deformitenin cerrahi olarak düzeltilmesi veya kemik çıkarılması. |
alveolotomy |
 |
|
 |
Ameliat esnasında dudakları veya herhangi bir organın dudak şeklindeki kısmını tutmağa mahsus cerrahi alet. |
labiotenaculum |
 |
|
 |
Ameliyat esnasında binoküler ameliyat mikroskobu kullanılarak gerçekleştirilen cerrahi girişim, genellikle kulak ameliaytlarında başvurulan bir yöntem. |
microsurgery |
 |
| surgery that involves microdissection and micromanipulation of tissues, usually accomplished with the aid of a binocular microscopic instrument. |
|
 |
Bir dişi kökü veya sinir kökünün cerrahi yolla ayrılması, kesilip bölünmesi. |
rhizotomy |
 |
| transection or division of a nerve root in or outside of the spinal canal |
|
 |
Bir doku veya organın hastalıklı bölümünün çıkartılması, örneğin epitel abseli dişlerde diş kökünün 1/3 apeks bölgesinin, cerrahi olarak alveol kemiğinin vestibülden açılması ile kesilip çıkarılması; sadece tek köklü ön dişlerde yapılır. |
resection |
 |
| excision of a considerable portion of an organ. |
|
 |
Bir kemik sökestrinin cerrahi olarak alınması. |
seguestrectomy |
 |
|
 |
çene üzerinde plastik cerrahi işlem. |
genioplasty |
 |
| a surgical procedure, performed either intraorally or extraorally, to correct deformities of the mandibular symphysis. |
|
 |
çene veya yanağın pilastik cerrahisi; Çenenin plastik ameliyatı |
gnathoplasty |
 |
|
 |
Cerebralkorteksten corpus striatum'a giden liflerin cerrahi olarak kesilmesi. |
pallidotomy |
 |
| an operation in which the globus pallidus of the basal ganglia is removed to prevent the symptoms of parkinsonism. |
|
 |
Cerrahi bir işlem sırasında stenon kanalını kapatmak için kullanılan bir alet. |
stenocompressor |
 |
|
 |
cildi kesmek veya yumuşak dokuları ayırmak için uygulanan cerrahi diyatermi tekniği. |
electrosection |
 |
| an incision created by electrosurgery, ideally by using a fully rectified, alternating high-frequency current and producing minimal cellular injury |
|
 |
Çoçuklarda görülen, yanak mukozası veya dişetinde başlayıp çevreye doğru yayılan, büyük made kayıplarına sebep olan pronozu fatal bile olabiken, tedavisi ise önce kronikleştirip, sonra elektrobistürü ile cerrahi eksizyon olan ağız- yanak gangreni. |
noma |
 |
| a progressive necrotizing process originating in the cheek with secondary involvement of the gingiva and jawbone. Occurs primarily in debilitated children, and the mortality rate is high. There is a strong, foul odor; marked surrounding edema; absence of a specific erythematous halo; marked changes in the white blood cell count; and a high temperature. |
|
 |
Damarın cerrahi delinmesi |
venipuncture |
 |
| surgical or therapeutic puncture of a vein. |
|