| |
1. Dokuların içinde anormal olarak meydana gelmiş olan ufak sertçe kitleler; 2. Yaraların içinde oluşan ve onların iyileşmesini sağlayan ufak, yuvarlak, ete benzer kitleler, granülasyon, taneciklenme, granulatio. |
granulation |
 |
| the formation of new tissue and blood vessels in wound healing |
| |
| |
1. Et; 2. Hayvanların kasları ve diğer yumuşak dokuları. |
flesh |
 |
|
| |
| |
1. Mumyalama; 2. Mumyalaşma; 3. Dokuların tefessüh etmeden (kokmadan) kuruması hali, mumifikasyon. |
mummification |
 |
|
| |
| |
1. Nekrotik dokuları kazımada kullanılan kasık şeklinde cerrahi aleti; 2. Dişte çürümüş kısmı kazıyıp çıkarma ve dolgu için temiz boşluk oluşturmada kullanılan dişçi aleti. |
excavator |
 |
|
| |
| |
1. Süratle yayılan; 2. Dokuları kemiren, fajedenik. |
phagedenic |
 |
|
| |
| |
Bir bezi çevreleyen dokuların enflamasyonu. |
paradenitis |
 |
|
| |
| |
Birçok vücut dokularında bulunan bir bileşim (C5H4N4O2), ksantin. |
xanthines |
 |
| a family of chemicals that includes caffeine, theophylline, and theobromine, which stimulate the central nervous system, act on the kidneys to produce diuresis, stimulate cardiac muscle, and relax smooth muscle. |
| |
| |
Bitki ve hayvan dokularında oksijen taşıyıcı olarak rol oynayan bileşik cisim, Glütasyon, kanda kimyasal bir madde. |
glutathione |
 |
| an enzyme whose deficiency is commonly associated with hemolytic anemia. |
| |
| |
Canlı dokuların ve özellikle kasların sinir tesiri altında pasif hareketlere, karşı gösterdiği gerginlik durumu, tonüs. |
tonus |
 |
| 1)to increase resistance by pulling or pressure 2)an emotional aura of unrest |
| |
| |
cildi kesmek veya yumuşak dokuları ayırmak için uygulanan cerrahi diyatermi tekniği. |
electrosection |
 |
| an incision created by electrosurgery, ideally by using a fully rectified, alternating high-frequency current and producing minimal cellular injury |
| |
| |
Derialtı dokularına sıvı zerkedilmesi. |
hypodermoclysis |
 |
| a subcutaneous injection of fluid in large volume. |
| |
| |
Dilaltı dokuları ve kaslarının iltihabı. |
paraglossitis (subglossitis) |
 |
|
| |
| |
Dilaltı dokularının iltihabı, hipoglosit. |
hypoglossitis |
 |
|
| |
| |
Dilaltı dokularının iltihabı. |
paraglossia (subglossitis) |
 |
|
| |
| |
Diş kökucu hariç çevre dokuları iltihabı. |
abscess, periodontal |
 |
| a localized area of acute or chronic inflammation found in the gingival corium, infrabony pockets, or periodontal membrane. If it is located at the apex of the tooth, it is known as a periapical abscess. If located between the apex and the alveolar crest, it is known as a lateral abscess. ; an abscess involving the attachment tissues and alveolar bone as a sequela of periodontal disease. |
| |
| |
Diş ve diş dokularının radyografisi. |
radiodontia, radiodontics, dental radiology |
 |
|
| |
| |
Dişi çevreleyen ve destekleyen dokuların tümüne verilen ad; sement tabakası, periodontal membran, alveol kemiği ve dişeti. |
periodontium |
 |
|
| |
| |
Dişlerin destek dokuları ve dişetleri ile hastalıklarını ve tedavilerini inceleyip araştıran dişhekimliği anabilim dalı. |
periodontology, periodontics, periodontia |
 |
|
| |
| |
Dişlerine, periodonsiyuma ve dişlerin diğer çevre dokularına ilişkin; diş etrafında dişi saran. |
periodontal |
 |
| relating to the periodontium. |
| |
| |
dokuları elektrokoter veya elektrotom ile kesme. |
alectrocision |
 |
|
| |